SERVET ÇETİN

SERVET ÇETİN

31 Mart 2010 Çarşamba

GALATASARAY : 0 - FENERBAHÇE : 1

O ve Ç ocukları




















                      
                               
                                                 
                                                         
        
     Derbi öncesi her zamanki kadar olmasa da heycanlıydım. Sanırım 40-50 milyon kişi de bu heyecanı paylaşıyordu. Maç başlayan kadar….Bir gün önce üstüne basa basa söylüyordum herkese ve her şeye : “ Kaleciye GÜ-VEN-Mİ-YO-RUM. “ Ben bu adamı ilk defa Mallorca’yı 4-1 yendiğimiz maçtan biliyorum. Arif, Hakan ve birçok isim maçtan sonra çıkıp da “Hoca , kaleci öne çıkıyor kaleyi gördüğünüzde vurun dedi. “ demişti . O maçta Galatasaray Mallorca kalesini adeta şutlarla dövmüştü. 3 tane aşırtma gol Arif ,Emre ve Hakan’dan gelirken ,Okan da 6 pasta aynı kaleciyi çalımlayıp rezil rüsva ,ibret-i alemlik etmişti. Anlaşılan bizim hafızamıza kazındığı kadar Selçuk ‘un da hafızasında yer etmiş bu hadise .Ne de olsa Genç Selçuk da UEFA Kupası’nı alan Galatasaray’ı imrenerek ve hayaller kurarak izlemiştir. Herhalde Mondragon ya da Taffarel olsa kalede şut atmayı aklından bile geçirmezdi. Hele ki Taffarel o topu öpülesi usta ayağıyla durdurmadan kontrol edip yükseklik kazanan topu iki kere sektirir  de ve Keitan’ın önüne ara pası olarak atardı. Ah … ah… İnsanın nasıl içi yanmasın .Nereden nereye..

Fazla dağıtmamak için bundan sonrasını maddeler halinde söyleyeceğim :

1 ) Rezil bir derbiydi .Tatsız tuzsuz ,nane molla, ite kaka geçti bi daha olacaksa “ yokum’’ diyorum.İzleyen Hollandalılara da ayıp oldu.

2) Adnan Polat ve adamları yeniden seçildi. Onlar var olduğu sürece desteği esirgeyeceğim.

3 ) Hayatımda bir çift renk kalmıştı. O da Pazar akşamı soldu.

4 ) Rijkaard kendi kuyusunu kazıyor demedi demeyin .Elde var “ 0 “ ve kazan kaynıyor .Ya elini daldırıp karıştıracaksın sıcağı seni 1. Derece yakacak da taşmayacak ya da “ kelle “ katıp çorbaya döneceksin . Bizim yöneticiler tek bu tarifi bilir benim bildiğim hatalıysam lütfen 0536… En kötüsü yine istikrar olmayacak.

5) Caner’in bu takımda işi ne hele ki sol bekte .(Hakan Balta varken). Dos Santosun pozisyonu % 1000000 penaltı. Yer mi o penaltıyı vermek ? Guiza’nın ki de ofsayt değil ama diyenlere diyorum . Guiza’nın o topu gol yapma olasılığı ile penaltının gole çevrilme ihtimalini bir mukayese edin.Başka sözüm yok.

6) Keita’nın şutu dönmeden gitse Volkan o topu 6 ay kabuslarında görürdü. Son yaptığı hareket olmasa tebrik bile edecektim .Geçen seneki gibi Azizsilin ‘in sözleriyle “sahanın öbür tarafını bok ediyordu”.

7 )Arda kendini bu kadar hırpalamana gerek yoktu. Yararlı olayım derken hem kendini hem takımı tehlikeye attın. Sen girince oyundan düştük. Bi daha da ıh ıhhh olmadı. Elano, be kardeşim o forma suit değil ,yedeği de var terinle ıslatacaksın, sayısız çim lekesi olacak, kirlenmek güzeldir be Elano bırak şu salon erkekliğini milli takımda oynadığının % 20si yeter be, ütüsü bozulsun bari.

8) Mustafa Sarp o golü atsaydı ya da attırsaydı şimdi ne konuşuyor olurduk ? Daum, Aykut , Aziz ,Fenerbahçe yine sıçradı.Bu şans yaverliğiyle şampiyon olmaları mümkün .Hafta boyunca Azizsilin kahvaltı yapmış futbolcularla bol bol bal tüketilmiş öyle deniyor.

9) Derbi dediğin Real Madrid – Atletico Madrid maçı gibi olmalı ,golü bol mücadelesi yüksek futbolu doyurmalı…saygılar bizden.

10 ) Bu pisliği , enkazı siz temizleyeceksiniz biz değil . Haldun Üstünel bize onu bunu değil Ruh Al ruh…



Tüm sorunlar keşke 10 puan olsa .İstediğiniz sorundan başlayabilirsiniz. Başarılar.

29 Mart 2010 Pazartesi

KARDEŞLER Mİ?


son günlerde yaşanan gizli kardeş polemiklerine...
aradaki benzerlik aşikar sanırım. kaldı ki ikisi de beşiktaş'a antep'ten geldi. tesadüf mü? hiç sanmıyorum.
soluk denizli

BEŞİKTAŞ:3-ESKİŞEHİRSPOR:2



öncelikle ligimizin son 2 yılda yaşadığı değişime bir değinmek gerekecek. geçen sene sivas'ın yaptığının fazlasını bu sene bursaspor başarmış durumda. ayrıca anadolu takımlarının birçoğu üstdüzey futbol oynuyor. 4 büyüklerin bu 2 yıl içerisinde diğer takımlardan kopup gidememesi onların kötü oyunundan ziyade bu takımların kazandığı mukavemetten kaynaklanıyor. eskişehir, gaziantep, kayserispor,hatta istanbul takımı olmasına rağmen kasımpaşa, ibb... bana sorarsanız düşmeye en yakın takım denizlispor'un bile oldukça kaliteli bir kadrosu var. tadına doyulmaz maçlara şahit oluyoruz. işte bu haftada böyle bir maç izledik.

sivok ferrari ikilisinin rezalet oyunu devam ediyor. halbuki sezon başında gol yememesine rağmen atmakta zorlanan bir takımken, şimdilerde takır takır ağları havalandıran beşiktaş defansında darmadağın bir görüntü çiziyor.
ibrahim toraman mükemmel oynadı. her mevkide yıldızlaştı. hatasızdı.
rüştü çok önemli bir kaleci.
bobo güven kazandı. takımın ihtiyaç duyduğu santrafor kimliğine kavuştu nihayet.
ekrem dağ hata yapmaz oldu.
tello geçen seneki formunu yakaladı.
netice: azıcık inanç ve iyi bir kondisyon ile eskişehir'den 3 puan zor da olsa alındı.
tabi bunda eskişehir'İn hiç mi suçu yoktu? fazlasıyla vardı. ileride birazcık top tutabilseydi. beşiktaşın bu maçtan 3 puan çıkarması mucize olurdu.



kartal şampiyon olmak istiyorsa savunma zaafına bir çözüm bulmalı.

dikkat çekenler:

-ekrem dağ gayet düzgün bir oyun ortaya çıkardı.
-rıza kaptan, olmadı yine olmadı, kartal'a karşı yüzün gülmüyor. belki de yılların hatırı var diye bilinmez.
-beşiktaş nijerya futbol okulu öğrencileri- amokachi'yi unutamadık be hocam.
-ekrem dağ gayet düzgün oynadı.
-ivesa boyuna göre iyi bir kaleci.
-bobo'nun attığı 2.gol gösterdi ki önemli olan boyu değil...
-ekrem dağ oldukça düzgün bir futbol sergiledi.
-mustafa denizli mevkilerde yaptığı değişiklikle maçın kaderini etkiledi.
-ekrem dağ hakikaten iyi oynadı ya.
-ne alırsan al alman malı al: ernst, fink yorulmak bilmedi.
-ekrem iyiydi.
- 18 haftada 10 gol yiyen beşiktaş son 9 haftada 9 gol yedi.
-ekrem


esen kalın




27 Mart 2010 Cumartesi

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESPOR : 2 - BURSASPOR :1





BELEDİYE'DEN İZİNSİZ ŞAMPİYON OLMAK YASAKTIR.

     27. haftanın açılış mücadelesinde kimin kimi ağırladığı belli olmasa da ev sahibi olarak görünen Belediyespor 45 000 taraftarının önünde Bursaspor'u 2- 1 mağlup ederken , goller Marcin Kus ve Hasan Ali den geldi. Volkan Şen'in tek golü Bursaspor'a yetmedi. Peki nasıl oldu da bu sürpriz sayılabilecek sonuç ortaya çıktı. Bursaspor maça hızlı başladı ta ki 8. dakikada kornerden ilk golü ağlarında görene kadar. Maç şimdi Mareşal Abdullah Avcı'nın istediği kıvama gelmişti.Fakat Belediyespor inanılmaz kötü oynuyordu. Her zaman başarılı bir şekilde ayağa oynayan bu takım üst üste iki pas yapamaz olmuştu. Bursa yıldı mı yılmadı; bastıryordu, karşı kalede gol araken Hasan Ali Durtuluk'un aynı Ali Sami Yen'de 90+5 te imkansıza vurduğu gibi  bir şutu Dimitar İvankov'u çaresiz bırakıyordu. İlk yarının son 15 dakikasını telaşla ''eyvah şampiyonluk gitti '' düşüncesiyle şuursuzca oynayan Bursaspor ilk yarıyı 2 golle  kapattığına şükretmeli. Belediyespor azıcık gününde olsa 6-0 ın rövanşını alacaktı. İkinci yarıda da kalesini iyi savunan Belediyespor pozisyon vermedi. 79. dakikada Volkan Şen'in Bursa'da Galatasaray'a attığı golün bir kopyası golle (yakın direğe sert ve düzgün bir vuruş) Bursaspor umutlandı. Bu arada Volkan Şen, İsmail YK nın tıpkısının aynısı bu kadar mı benzer insan insana . Geri kalan dakikalarda da Bursaspor aradığını bulamadı . Derbinin tansiyonu biraz daha düştü .Artık Fenerbahçe geçen seneki  Lugano'nun başrolünde oynadığı 0-0 lık kavgalı derbideki gibi beraberliğe oynayabilir.Göreceğiz.
     Bursaspor maça çıkarken 58 puana ve deplasmanda 45 000 taraftara sahipti ; ama böyle durumlar Belediye'ye farkmaz. Geçen sene Sivasspor'u deplasmanda şampiyonluktan etmiş Abdullah Avcı , üstelik üç yıldır ligde boy gösteriyor, yenemediği bir Galatasaray kalmış ,ona da deplasmanda çelme takmış işte bu Abdullah Avcı Bursaspor mu dinler ? Çok kötü bir hafta geçirmiş olmalarına rağmen (kaleci Hasagiç'in ,Taner Gülleri'nin ve yardımcı antrenör Arif Erdem'in  şike soruşturmasıyla göz altına alındığı) yedek kalecisiyle çıkmak zorunda kaldığı, hala en önemli oyuncularını sakatlıklar dolayısıyla kullanamadığı ve üstüne çok da kötü oynadığı maçta Bursaspor'u liderlikten edemese de yeniyor. Bu yeter bize Avcı Paşa.Ve Herkese adaletli davrandığını göğsünü gere gere söylüyor. Helal olsun. Birgün olsun çıkıp mızıldamadın. Sakatlıktı, imkansızlıktı, taraftar yoktu, rüzgar vardı... bişiy demedin. Felsefene hayranım ''11 kişi çıkabildiğiniz sürece mazeret yoktur.'' Total futbol anlayışına da. Ertuğrul Hoca ise yine sakindi, oynadık olmadı kaybettiğimiz sadece 3 puan hala lideriz ve biz kazandığımız sürece arkamıza bile bakmayacağız düşüncesindeydi. Hala şampiyonluğun en büyük adayıdır. Benim de favorimdir. Olursa Ertuğrul Sağlam olur. Olmazsa yalan olur. Şimdi genç oyuncuları rehabilite etme zamanı, aranızda şampiyonluk görmüşler ,büyük takımda oynamışlar mevcut . Nasıl bu stresle başa çıkılacağını göstersinler. Panik yok, sakin sakin. işte bütün mesele bu.
    

Ata DEMİRER -UNUTULMAZ ACIKLI ŞARKI


http://www.nartube.com/

26 Mart 2010 Cuma

ÖZHAN CANAYDıN Başkan Vefat etti


MEKANIN CENNET OLSUN BAŞKAN

   Pazartesi gecesi aldığımız haberle taraflı tarafsız hepimiz üzüldük. İçimizde bir şey cız etti. 58 puana birkaç saat önce ulaşan Bursaspor'da da hüzün hakimdi. Allah gani gani rahmet eylesin başkan.Yaptıklarınla , davranışlarınla ,  yaşamınla hatta ölümünle bile hepimize örnek oldun. İyi ki seni tanıdık başkan. İyi ki sen bu camiaya hem sporcu hem yönetici hem de başkan olarak hizmetler verdin. Biraz erken gittin be Özhan başkan daha Aslantepe'de maçlar izleyecektik ; olmadı, nasip değilmiş. Ama ruhun hep orada olacak buna eminim .İsterim ki yarın seçimle belirlenecek yeni yönetimin de ilk icraatı Aslantepe'nin şeref tribününe senin adını vererek tribünü yüceltmek ve sana bi nebze borcunu ödemek ve seni ölümsüzleştirme hassasiyetini göstermek olur. Sen de orada sayısız maça ev sahipliği yapmış olursun. 
    Nasıl biri olduğunu, Fenerbahçe- Manisaspor maçı öncesi saygı duruşu esnasında avuçları patlayana kadar seni alkışlayan fenerbahçeliler o cepheden de bize gösterdi. Hayatımda gördüğüm en değişik sahnelerden biriydi. Gerilimi maksimum olacak derbinin de tansiyonunu 25 ten 12 ye düşürdün . Son golünü de böyle attın. Ezeli rekabetin yanında ebedi dostluğun lafta kalmadığını ,centilmenliğin de olduğunu , futbolun üç ihtimalli bir oyun olduğunu ve tüm olası sonuçları iyi hazmetmek gerektiğini bize hatırlattın . Şampiyonluk da kaçsa ,mağlup de olunsa rakip takıma saygı göstermek gerektiğini milletçe unutmuştuk. Umarım artık bu bir milat olur; her derbiden önce seni daha çok hatırlayıp, şapkamızı çıkarıp önümüze koyup şöyle bir silkeleniriz. Bu kötü gidişatı, hadsiz gerilimi , holiganizmi düzeltse düzeltse yine sen düzeltirsin başkanım. Umarım bu barış ortamı daimi olur. Hayatı Galatasaray olan adam seni çok özleyeceğiz ama unutmayacağız. Sen rahat uyu.   

19 Mart 2010 Cuma

W.BREMEN : 4 - VALENCİA : 4

DÜŞLER SAHNESİ- 4-4 lük bir maç








     Kim derdi ki evde alınan 1-1 lik beraberlik turu getirecek, ama getirdi. David Villa ('ya bir kez daha hayran olduğum gecede) 3 golle yıldızlaştı.Aslında maçın hakkı 8-3, 8-4 falan ama tabela 4-4 diyor. Maça David Villa'nın golüyle başlayan Valencia ,Silva'nın enfes pasıyla bulaşan Mata'yla  2.golü de bulmakta zorluk çekmedi ve valencia tribünlerinde zafer şarkıları söyleniyordu. O saniye itibariyle Bremen'e 3 gol gerekiyordu.Pizarro ile bir gol bulan Bremen 'de ard arda girilen pozisyonlarla umutlar yeşerdi derken devre bitimindebitirici vuruşuyla yine sahneye çıkan isim  David Villa'ydı . Soyunma odasına 2-1 mağlup gitmek varken 3-1 le dönen Bremen Mızıkacıları'nın ikinci yarıda ne yapacağı merak konusuydu.Fırtına gibi başladılar ve inanılmaz goller kaçtı. Hugo Almeida'nın ayağından bir gol bulan ve Frings'in penaltı golüyle eşitliği yakalayan Bremen ekibinde rüzgar arkadan esmeye başlamıştı. Valencia teknik direktörü Valencia'nın durumunu özetler nitelikteydi.Bu zor durumda yine sahneye çıkan isim tabi ki David Villa'ydı .Devamında Alman Kuşatmasına dayanamayan İspanyollar Pizarro'ya bir kez daha geçit verince o 10-12 dakika geçmek bilmedi. Valencia bulduğu 5 pozisyondan 4 ünü gole çeviririken ,  Pizarro tek başına bu kadar pozisyonu harcadı. Maçın en iyi performansı 4 gol birden yemesine karşılık Valencia kalecisi Cesar' dan geldi.Varın düşünün böyle bir maç işte. 5-5 lik Lyon- Marsilya sonra yakın zamanda gördüğüm en zevkli mücadeleydi. Bitiş düdüğüyle Valencia T.D. '' bitti, bitti !'' diye bağırıp çocuk gibi  havalara sıçrarken bi anda kendine geldi hızlı adımlarla sahayı terketti. Biraz daha süre olsa  hayatının en değişik gecesini yaşayacağını biliyordu.Maç boyunca aciz kaldı, birşey yapamadı.Yatıp kalkıp Villa'ya dua etsin bi de Cesara.Hamburg önündeki Bülent Korkmaz'dan zerre farkı yoktu .Umarım sonu benzemez. Bana kalsa ilk uçakla soluğu hemişebaş Azerbaycan topraklarında almıştı bile..     

17 Mart 2010 Çarşamba

25. Haftaya Panoramik Bakış






selam, saygı. geride bıraktığımız 25. hafta 2009-2010 sezonu sıralamaları açısından en belirleyici haftalardan biri oldu.

1) fenerbahçe kaybettiği 2 puan ve rakiplerinin kazandıkları 3'er puanlar nedeniyle şampiyonluk yarışında iyice gerilere düştü.
2)beşiktaş, ligin ikinci yarısında aldığı puanlar ile ligde kalma umudunu hala taşıyan denizli deplasmanından çok zor bir 3 puan çıkararak şampiyonluk yarışında "ben de varım" dedi.
3)bursaspor, manisa karşısında bana göre alınan rahat bir galibiyet ve akabinde diyarbakır'ın malum karşılaşmada hükmen mağlup ilan edilmesi sonucunda ligimizin yeni lideri oldu.
4) trabzonspor şenol güneş'in gelmesiyle kazandığı ivmeyi yitirdi. hala değişmesi gereken birşeyler olduğu ortada.
5) galatasaray ise yine çok iyi oynamamasına karşın kazandığı 3 puan ile başarısız taktik yönetime inat yetenekli adamlarımla bu ligi götürürüm dedi.
6) diyarbakırspor olaylı İBBspor maçı sonrası ligden düşürülmese bile bence an itibariyle ligde tutunacak dirayeti kalmadı.

son olarak bir kehanet: 34. haftada oynanacak olan BURSASPOR-BEŞİKTAŞ karşılaşması ligin üst sıralarını belirleyecek maç olabilir. fikrimce bu maçı kara kartal alır, sonucunda cimboma bir şampiyonluk hediye eder, kendisi de ikincilik koltuğunu elde eder. bursaspora ise üçüncülük düşer.

esenlikler


16 Mart 2010 Salı

GALATASARAY : 3 - ANKARAGÜCÜ :0



KEİTA 'YA  '' '' YETMEDİ


      Türkcell Süper Lig 25. hafta mücadelelerinin 8 ayağından birinde, Galatasaray güzide Ankara takımı Ankaragücü'nü Ali Sami Yen 'de ağırladı ve sezonun ilk yarısında Ankaragücü'nün yaptığı gibi 3 golle uğurladı . Takım olarak varlık gösteremeyen iki ekibin haliyle futbol namına ortaya koyduğu pek önemli birşey de olmadı. Topa sahip olduğunu düşünerek iyi oynadığını zanneden Ankaragücü maçı kazanmak için zerre kadar çabalamadı. Amaçları belli ki oyunu 0-0 da tutup savunma arkasına  Vitek ile Vasseli ya da olursa bi karambol serbest vuruş golüyle oyunu bitirebilmek. Jo'nun ayağından erkenden bulunan gol bütün planları alt üst etti. Bu sefer Galatasaray rakibin risk almasını bekleme pozisyonuna geçince tam anlamıyla Ankaragücü'nün ezberi şaştı. Abandone oldu. Basın mensuplarından da bir Allah'ın kulu çıkıp hani nerde bu Lemerre' in B,C,.D,E .....Z planı ? demedi. Ankaragücü nasıl bir takım diye bakacak olursak : Championship Manager (CM) , Footbal Manager (FM) gibi oyunların müdavimlerinin 2011 versiyonunun çıkmasını dört gözle bekletecek derece (ki hiç bir takım bu kadar iştah uyandırmamıştı) inanılmaz geniş ve kaliteli bir takım. Dile kolay , iyi bir takımdan seç beğen istediğin oyuncuları bedelsiz al ,yetmedi üstüne Rothen , Vittek , Geremi, Vassel gibi Türkiye'ye (istanbul dışında) getirilmesi zor adamları da al bitti mi bitmedi sayın abiler üstüne bi de yaşayan Fransız efsanelerden Lemerre. Sorarlar adama daha ne istiyosunuz ne bekliyosunuz diye . Ankaragücü henüz takım olamamış ,el ayak koordinasyonu olmayan bir adam gibi görüntü verdi. Işık vermedi . Hak da vermiyor değilim . Yeni bir yapılanma sürecine gittiler. O geniş kadro da esir toplama kampı gibi . '' Sen ,sen ,sen gelin buraya ! " denmiş edasıyla her hafta oluşturulan farklı bir takımdan ne beklenebilir ? Avantajı da dezavantaja çevirmişler. Metin Akan gibi bu ligin ve Ankaragücü'nün vazgeçilmezlerinden olan biri de talihsiz bir şekilde oyuna girer girmez sakatlandı. Üzüldüm . Allah acil şifalar versin. Ama  bu Ankaragücü için bir problemden çok '' kadro tercihinde bir işi eksilttik, oh be '' dedirtecek bir durum .  Yine de sırf Ankaragücü yüzünden o  oyunu alacaklardan biriyim.
     Galatasaray'a gelince Allah Keita'ya zeval vermesin. Yoksa bu takım inanılmaz problem yaşar . Dün gece onu çıkarırsak Galatasaraylı gibi oynayan kimse yok . İlk goldeki çabası , ikinci golde ddefansla topun arasına fişek gibi girip ard arda birbirinden güzel hareketlerle hem defans oyuncularını hem de kaleciyi alt etmesi, son gol de de kalenin ağzına kadar topu getirip Baros'a  al da kolaysa atma demesi tek kelimeyle muazzam. Böyle dominant bir performansı hem de üst üste birçok defa gösteren biri daha önce bu topraklara ayak basmamıştı Hagi de dahil. İkili mücadelelerde ayakta kalışı topu ayağına yapıştırışı ,oyun zekası ve atletikliğiyle içine adeta C.Ronaldo kaçmıştı. Galatasaray varlık göstermesine gerek kalmadığı maçta usta ayaklarıyla sonuca gitti ve zirve yarışı kaldığı yerden devam etti. Bursa yine kazandı. Beşiktaş da zar zor . Fenrebahçe,Trabzon ve Kayseri  puan kaybetti. Kıyasıyla mücadeleyle geçecek  son dokuz haftaya girdik. Favorim Bursaspor.Aferin çocuklar...  Ali Sami Yen'den de çıkarsanız şampiyonluğu inanılmaz taçlandırmış olursunuz . Baros döndü Kewell  sen nerelerdesin ? Olimpiyat Stadı'nda yine istemediğimiz görüntüler ona da ayrı değineceğim başlı başına bir olay çünkü. Trabzon'dan 2008 deki gibi sağ çıkar mıyız allah bilir. Serkan Çalık da yok ne yapacağuk. Yine mucizeler lazım Aydın Yılmazlar ,Hasan Kabzeler, Serkan Çalıklar lazım nitekim şampiyonluk için artık mucizeler gerek. Yalnız dikkat!! bu mucizelerin baş aktörlerinin hiç birisi şu an bu çatının altında değil . Tanrılar yine Kurban mı istiyor ne .....                                    

10 Mart 2010 Çarşamba

ESKİŞEHİRSPOR : 2 GALATASARAY :1




                                                                             K . O .


       Pazartesi. Galatasaray'ın Lig maçı var. Zaten bu sebeple hafta sonu bi eksik , boynu bükük geçmiş . Bekliyorum ki Aslan kazansın da ben de kendime geleyim. Yine de hem pazartesi olması , hem Eskişehir deplasmanı olması nedeniyle herşey olabilir diyorum. Fenerbahçe'yi de kazandrdıklarına göre biz puan kaybedebiliriz şüphesi var içimde. Kopmamızı istemezler ne de olsa. Eskişehir'de taraftar dışında güzel olan tek şey yok. Saha tarladan hallice. Hakem Bülent Yıldırım da maymundan halilce ( insan olamaz çünkü) . Gol var ama Futbolun '' F '' si yok. Rakip sahada 3 pas yapan yok. Jo iki harflik bile oynamadı. Arda milli takımdan dolayı, silikti . Keita da yorgun ve etkisiz .Zaten oynatmamaya çalışan, Mehmet Yılmaz'ı bile fizik gücü nedeniyle orta saha oynatan ve geride 2 dev stoper + 1 dev kaleciyle oynayan bir Eskişehirspor vardı. Oynatmamaya o kadar alışmışlar ki oynamaya kalkınca futbolu unutmuş olsalar gerek ki sürekli '' el '' le oynadılar her fırsatta .Adamlar haklı hakem de göz yumuyor . Bizim Avarel JO da elini fazlasıyla kullandı .Bir de enseye tokadı var. Dos Santos'un defansın arkasına attığı topu da elle kesen Eskişehir savunmasını ve görüp de veremeyen hakemi de tekrar hatırlatırım. Bir de ömründe öyle bir yerden belki de ilk ve son defa öylesine bir gol atan ve diğer golü de kaydeden Koray'dan namı diyar k.a. dan bahsetmekte fayda var. İlk golde topu elle düzeltip vuran k.a. maçtan sonra çıkıp elime çarptığını hatırlamıyorum demez mi ? Adama sorarlar '' ulem senin hayatında kaç golün var da hatırlamıyosun ? '' .Zaten golü de az önce atmışsın ; top bile soğumamış daha. Sana da bir yazık. Bok ettin Koray. Birinci ve ikinci golde hart diye geçit veren ve yolda yakalanan Servet'imiz yine klasını gösterdi.İlk golde, adını anmak istemediğim sarı çiyanın MatriX gibi ağır çekimde dönerek ya da dönemyerek, kendisine daha yakın olan topu 15 m gerisindeki adama adeta servis etmesi de cabası. Jo 2-3 kere atılmaydı. Dos Santos'un da penaltısı penaltı değildi.

      Pozisyonsuz maçtan 3 gol çıktı. Galatasaray ilk roundda K.O. (knock out = nakavt) oldu . Böylece , Bursaspor'a buyur kardeş bu liderlik bana göre değil gel lider ol ; FB,BJK ve TS ye de durun kardaşlar ben bi soluklanayım siz de bana yetişin beraber olsun dedi .Kendi göbeğini kendisi kesemedi .Rijkaard ve Daum pusuya yattılar.Yarınki Paşa -Timsah maçını Kasımpaşa formalarıyla izleyecekler ve belki de her Paşa atağında kendi takımlarınınkinden daha da heycanlanacaklar.Çünkü herkesi bir korku sardı. Bursa, Diyarbakır cehenneminden can kaybı olmadan çıkmayı başardı ve bence kamçılandı. Ayakları yere basan ve korkusuz bir takım var '' ben Diyarbakırda ölmediysem ölmem, ölmem hiç bir vakit '' dediklerini duyar gibiyim.Tırnaklarınızı yemeyin sözüm size Rijkaard-Daum , rahat olun Paşa Bursa'ya da çelme takar. Bir yandan da inşallah tersi olur diyorum ikiniz de silinir gidersiniz bir devrim hüküm sürer bu topraklarda...Ertuğrul Sağlam ve Bursaspor Devrimi ...

9 Mart 2010 Salı

YILMAZ HOCA'NIN GÖZ YAŞLARI










    


     Geride bıraktığımız 24. hafta TSL'nin en kara haftasıydı. Bu sezon hatta uzun zamandır böyle manipulasyon kuşkusu uyandıran ,art niyet düşündürüp de akıllara kazınan bir hafta olmamıştı.Bir haftanın tüm maçlarında da mı bariz ve skoru etkileyen hakem hatası olur Allah aşkına.Hepsini tek tek irdelemeye kalkarsak herkes zararlı çıkar o yüzden öne çıkan ''birkaç büyük hatayı'' anımsatacağım. İlk olarak Kasımpaşa -Kayserispor maçındaki Makukula'nın rakibini dövdüğü pozisyonda kart görmemesi ve ikinci yarının başında farkı 1'e indirmesiyle kayserisporu maça ortak etmesi (4 hakemden 3ü pozisyonu görebilecek durumda iken) ve devamında 90+4 te Emre Toraman'ın vücuduna bitişik koluna topun çarpmasına elle oynama verilmesiyle (Yılmaz Vural'ın çıldırdığı an) kazanılan serbest vuruşu gole çevrilmesi insanda ister istemez şüphe, kuşku, endişe ne derseniz birşeyler uyandırıyor. Kayserisporun en önemli silahı olan ve şişirilen toplarla takımı ileriye taşıyan , savunmayı rahatsız eden, Makukula'nın 'ulan maç kopmak üzere ben bunu atarsam kayseri maça havlu atacak, 4-5 olur, sonra dikkatler benim üzerime döner'  iç sesinin etkisiyle midir bilinmez oyunda tutulması akla mantığa sığacak gibi değil. Makukula'nın yaptıklarını görmeyen hakemimiz 30 m den kola çarpan topu görüyor demek ki kolun vucuda yapışık oluğunu da görüyor ama elle oynama veriyor ki bir gol şansı daha olsun. Helal olsun hocam helal !!! Fenerbahçe maçında Emreye ve Necatiye verilmeyen penaltılar .Trabzonda Gençlerbirliği'ne verilmeyen buz gibi penaltı pozisyonun dönüp galibiyet golü olarak değer kazanması .Eskişehir -Galatasaray maçındaki hatalarsa ayrı bir yazı konusu olacak nitelikte.
     Döenlim canımız ciğerimiz Yılmaz Hoca'ya. Hocam, Guiza'nın kulübede timsah göz dolmalrına herkesin yüreği parçalandı da senin ciğerinin yanışının tezahürü olan harbi göz yaşlarına insanlar güldüğünü söylüyor. Yazıklar olsun. Evet , hakem düdüğü çaldığında gol olacak dedin ; bizi yine yaktılar dedin biliyorum .Sağa sola koştun bana mısın diyen olmadı . Bu haleti ruhiyenin takıma yansıdığı da serbest vuruş atıldığında hiç bir oyuncunun kıpırdayamamasından (kaleci dahil) anlaşıldı. Belki diyorum yine acıyı gömseydin içine iki takla atsaydın , yardımcıya dalsaydın, takım agresifleşseydi o golü yermiydi acaba.Yapamıyor işte Yılmaz hocam : ''Türk insanıyım , tutamıyorum kendimi ; hüzünlerimi, sevinçlerimi en tepede ve anında yaşıyorum '' diyor.Üzüldük be hocam , üzdün bizi artık Bursa maçında telafi bekliyoruz. 3 fark olmadan sevinemez hale geldik , kır bu psikolojiyi. Paşa'nın seninle yenemeyeceği takım yok. Gözümsün Hocam.